Para bulmaya çalışacak; gelecektim ziyaretine.
Trene binecektim, uzayacaktı yolculuk ama olsun
Kavuşmayı düşlemek öyle tatlı ki;
Ahududuları hatırlatır bana hep,
Çalıların arasından gülkurusu renkleriyle minik köpükler gibi...
Kitabımı okuyacaktım, başımı cama dayamadığım, düş kurmadığım zamanlarda.
Bulutlara bakacaktım yine de bir üvez uçacaktı burnumla kirpiğim arasında.
Huzursuzlanacaktım bir süre; dağılacaktı demin düşündüklerim.
Karşımda uyuklayan sakallı adama bakacaktım.
Burnu öyle sivri görünüyor olacaktı ki
Sakalı havuz olsa, burnu tramplen olurdu diye düşünecektim.
Oniki yaşlarında iki çocuk vagonları gezintiye çıktıkları için,
Şöyle bir bakacaklardı sakallı adamla bana.
Sonra güleceklerdi az önceden kalma bir haylazlıkla.
Çantamı açıp bakacaktım ben.
Bazen nedensizce açarım sanki değişik birşey bulur da oyalanırım diye.
Hiç şaşırtmaz beni koyduklarım dışında bir şey çıkarak içinden.
Duracaktı tren arada bir, çocuğunun peşinden koşan annenin yorgunlukla durması gibi..
Birileri küçük çantalarını alacaklardı dizlerinin dibinden,
Birileri üste koyduklarını almak için kalkarken düşecekti bellerindeki kazakları.
Hava sıcak olacaktı olmasına ama bu mart öyle soğuk geçmişti ki
Hep endişeli olacaktı insanlar, bazı yaşlı bayanlar şemsiye bile taşıyacaklardı.
Düdük ötecekti; tekrar koşmaya başlar gibi annesi, çocuğunun ardından.
Gelecektim sonra ben Ankara'ya.
İnecektim bir yerde daha önce ne görmüş ne duymuş olacaktım burayı.
Soracaktım birilerine ve kaybolacaktım belli ki.
Adresler konusunda ne denli kötüyüm, bilirsin.
Ceketimi çıkarıp sokuşturacaktım çantama.
Ve birine, birine daha soracaktım belki.
Sonra bulacaktım, bulacaktım ama
Göremeyecektim ya seni,
Adını okuyacaktım dünyanın en çirkin taşından.
En sevmediğim renk olacaktı beyaz.
Çiçek bırakacaktım sana ama vazo bulamazdın.
Kuşlar gelecekti ve ben sevmezdim bir daha onları.
Şiirleri koyacaktım bir köşeye,
Birini okuyacaktım sana ve hiç duygulanmayacaktın çünkü biliyorsun;
Ben okurken tutkulu değilim yazarkenki gibi...
Ve şaşıracaktım yine; nasıl oluyor da başkalarının şiirlerini yüksek sesle okurken
Şairlerden daha çok duygulanıyor bazıları diye.
Sen birşey demeyecektin sanırım.
İngilizce birşeyler okuyacaktım sana.
Nasıl unutabildiğimi düşünecektin bir dili bu kadar kolay...
Kızacaktın belki ama belli etmezdin bana.
Sonra King, gitmem gerekecekti benim.
Sen sigarayı bırakacağını söylemiştin ama
Ben sana çikolatalılardan bırakacaktım biraz.
Para bulmaya çalışacak; gelecektim ziyaretine.
Trene binecektim, uzayacaktı yolculuk ama olsun
Kavuşmayı düşlemek öyle tatlı ki;
Ahududuları hatırlatır bana hep,
Buruk bir tat bırakan ağzımda,
Acılaşan,
Dökülünce iz bırakan,
İçi sıvı dolu çirkin kabarcıklar...
Görmedim onları çalıların arasında.
Yemedim.
GİZEM PINAR 01.04 09 01.47
No comments:
Post a Comment