Sunday, December 14, 2008

The King




OĞUZ ÖNDERER,

Adının büyük harfle yazılması dil kurallarından değil gerçekten de özel olduğundan...

King,
Şimdi vodka var, Bon Jovi'den 'it's hard' çalıyor. (bana fahrenheid albümünü sen vermiştin ve cross road tabi ki) Mumlar var, ben varım ama sen yoksun!

İçeri gülümseyerek girip 'selam' demiyorsun. Siyah deri ceketini ve bağları açık ayakkabını çıkarmadan içeri girmiyorsun bu kez.
'Sigarayı çok yakında bırakıyorum Gizem' deyip çikolatalı sigaranı çıkarmıyorsun.
Bana demiyosun: -'Yalnız kalmayı ben istemedim.' diye... Sigaranın dumanı gözüne kaçmıyor o an. Duman, halkalar oluşturarak yükselmiyor. Bir tek sen anladın beni King!
-'Neden bana kral diyorsun?'
-'I don't know but i know you're my English teacher, my friend,the one who really understand me!'
Aynı anda ne kadar çok kişi sana benziyor böyle hocam? Esmer bir adama benzettim seni önce. Sonra köşe başında annesini bekleyen küçük kıza...

Çikolatalı sigara kokusunu ama en çok ta seni özledim Oğuz Hoca'm.
'Bazen annelerin sözünü dinlememek gerek!' Güldün göz kırparak...

Beni hep dinledin! Üzüldük seninle. Parmakların masada hep kıpırdandı. Öyle heyecanlıydın ki 'bulmak önemli değil, bulmak için çabalamak heyecan verici' derdin.
Ben o zamanlar senin kadar heyecanlanamıyordum. Ve senin 'genetik' denince kocaman açılıyordu gözlerin.
Şimdi ben hep heyecanlıyım. Sanki senin heyecanını ben emdim, sana hiç bırakmadığım için sen...

Carrefour'da 2. katta oturup kahve içmiştik.
Artık oraya gidemiyorum King!
-'Am i a King?'
-'Yes, and you're my English teacher, my friend, and the only one who care about me!'
Carrefour'da o kafenin önünden geçemiyorum. Karnım ağrıyor. İnsanlar karınlarıyla hisseder değil mi King? Karnım çok ağrıyor.

Öss biter bitmez seni arayacaktım. Hemen İspanyolca'ya başlayacaktık. Belki astronomiye ilgin başlayacaktı. Ve bu kez masada otururken 'astronomi' kelimesi geçtiğinde parmakların oynayacaktı.
Çocuklarını anlatacaktın bana: Şeref ve Zerrin...Çılgınca sevinecektin onlardan bahsederken. Ama onlar geldiklerinde hayal kırıklığı yaşayacaklardı.

Seni aramadım King! Öss bitmeden aramayacağım dedim kendi kendime. Neden o aptal sınav için erteliyordum herşeyi? 'I don't know but you're the only one who really believe me!'
1Nisan...
1Nisan...

Kimse beni aramasın!
Ruhum gidiyor intihar etmeye...

GİZEM PINAR 13.12.08 00.46

No comments: